Türkiye’de Cumhuriyet dönemi eğitim tarihi, yeni kurulan ulus-devletin zihniyet dünyasını, modernleşme hedeflerini ve toplumsal dönüşüm stratejilerini anlamak için en temel araştırma sahalarından biridir. Bu alanın inşası, bizzat Cumhuriyet’in ilk yıllarında eğitim politikalarını yönlendiren aktörlerin kaleme aldığı eserlerle başlamış, zamanla metodolojik olarak gelişerek bağımsız ve çok katmanlı akademik bir disipline dönüşmüştür.

Cumhuriyet dönemi eğitim tarihçiliğinin kurucu metinleri, genellikle yeni rejimin eğitim paradigmasını şekillendirme ve kayıt altına alma misyonuyla yazılmıştır. Osman Ergin, beş ciltlik Türkiye Maarif Tarihi adlı devasa eseriyle Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan eğitim kurumlarının dönüşümünü devlet arşivlerine dayanarak aktaran ilk büyük isimdir. Dönemin bir diğer önemli figürü Nâfi Atuf Kansu, Türkiye Maarif Tarihi Hakkında Bir Deneme adlı kitabıyla eğitimin tarihsel gelişimini pedagojik ve sosyolojik bir perspektifle ele alır. Erken dönemin belgelenmesinde öne çıkan Nevzat Ayas (Ayasbeyoğlu) ise Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitimi: Kuruluşlar ve Tarihçeler isimli eseriyle 1920’ler ve sonrasındaki radikal eğitim adımlarını, Tevhid-i Tedrisat’ın yansımalarını sistematik bir biçimde belgelemiştir.

1960’lı yıllarla birlikte eğitim tarihi, salt bürokratik bir döküm olmaktan çıkarak üniversitelerde formel bir akademik disiplin olarak kurumsallaşmıştır. Faik Reşit Unat, Türkiye Eğitim Sisteminin Gelişmesine Tarihi Bir Bakış adlı çalışmasıyla alanın metodolojik sınırlarını netleştirirken; Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi adlı kitabıyla Cumhuriyet’in okullaşma seferberliğini yerli ve yabancı arşiv kaynaklarıyla nesnel bir zemine oturtmuştur. Aynı dönemde Cavit Binbaşıoğlu, Türkiye’de Eğitim Bilimleri Tarihi eseriyle pedagoji ilminin dönüşümünü incelemiş, Necdet Sakaoğlu ise Osmanlı’dan Günümüze Eğitim Tarihi eseriyle bu süreci popüler bir tarihsel anlatıyla geniş kitlelere ulaştırmıştır.

Eğitim tarihçiliğinin alt disiplinlerine inildiğinde, özellikle tarih ve sosyal bilgiler öğretiminin evrimi konusunda Bahri Ata‘nın çalışmaları dikkat çeker. Ata, Cumhuriyet’in yeni nesillere ulus bilincini aşılamak için tarih eğitimini nasıl bir araç olarak kullandığını, müfredat değişikliklerini ve ders kitaplarının dönüşümünü incelediği eserleriyle alana derinlik katmıştır. Türk Eğitim Sistemine yön veren öncü eğitimilerin biyografileri hakkında detay ve metodik makaleleri, alanda çalışanlara verdiği yönlendirinci destekler ve dört ciltlik Yurtdışında Tarih Eğitimi kitaplarıyla tarih öğretmenliğinin pedagojik gelişimi vd. çalışmalar ile salt bir tarih eğitimi araştırmacısı olmanın ötesinde alanın gerekliliklerini, gündemini ve yönünü belirleyen otorite konumundadır. Aynı zamanda makale düzeyinde kaleme aldığı Tarih Derslerinde Dökümanlarla Öğretim Yaklaşımı gibi çalışmalarıyla, eğitimde ezberci anlayıştan uzaklaşıp birincil kaynak kullanımını merkeze alan metodolojilerin tarihçesini sunmuştur.

Tarih öğretiminin ve tarihyazımının nasıl kurgulandığına dair kuramsal çalışmalarıyla öne çıkan Ahmet Şimşek, özellikle Türkiye’de Tarih Eğitimi ve Milli Tarihin İnşası gibi kitaplarıyla Cumhuriyet dönemi resmî tarih politikalarını ve Türk Tarih Tezi’nin eğitim sistemindeki yankılarını tahlil etmiştir. Tarih Nasıl Yazılır? ve Tarih İçin Metodoloji adlı eserleriyle tarih eğitiminde metodolojik bir farkındalık yaratmayı hedefleyen Şimşek, Gerçekte(n) Öyle mi Olmuş? ve Tarih Ne İşe Yarar? başlıklı çalışmalarıyla geçmiş anlatılarının günümüz kimlik inşasındaki işlevlerini sorgulayan eleştirel bir yaklaşım sunmaktadır.

Toplumsal normların eğitim ortamında nasıl şekillendiğine odaklanan Filiz Meşeci Giorgetti, Eğitim Ritüelleri adlı eseriyle okullardaki sembolik gösterileri disiplinlerarası bir perspektifle incelemiştir. Bu çalışmasında kılık kıyafet uygulamalarından törenlere kadar günlük okul pratiklerinin toplumsal düzeni nasıl inşa ettiğini ve tek-tipçiliğin eğitim kültüründeki yansımalarını nesnel bir biçimde ortaya koymuştur. Ayrıca Haydarpaşa Lisesi’nin İlk Elli Yılı (1934-1984) adlı kitabıyla önemli bir eğitim kurumunun tarihsel gelişimini monografik bir yaklaşımla ele almıştır.

Gönül Türkan Demir, erken Cumhuriyet dönemindeki eğitim politikalarının süreli yayınlara ve kurumsal raporlara yansımalarını araştırarak alana katkı sağlamıştır. Atatürk Dönemi Eğitim Dergilerindeki Sosyal Bilimlerle İlgili Konuların İncelenmesi (1923-1938) ve Halkevlerinin Eğitim Tarihimizdeki Yeri gibi kitap çalışmalarıyla dönemin entelektüel eğilimlerini ve halk eğitimi hamlelerini haritalandırmıştır. Eğitim Tarihimizde Öğrencilerin Fiziksel ve Ruhsal Gelişimlerinin Takip Edilmesi İçin Hazırlanmış Bir Rehberin İncelenmesi başlıklı makalesiyle de, Cumhuriyet aydınlanmasında çocuğun çok yönlü gelişimini merkeze alan pedagojik çabaları arşiv belgeleri eşliğinde gün yüzüne çıkarmıştır.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte eğitim zihniyetindeki süreklilik ve kırılmaları pedagojik metinler üzerinden okuyan Hamide Kılıç, kavramların tarihsel dönüşümüne odaklanmaktadır. Erken dönem ahlak ve eğitim kitaplarından olan, modern hayat bilgisi kitaplarının öncülü sayılan 1868 tarihli Terbiye ve Ta’lîm-i Âdâb ve Nesâyihü’l-Etfâl üzerine yaptığı incelemeler, alandaki kavramsal çalışmalara örnektir. Aynı zamanda Dârülfünun bünyesindeki Pedagoji Enstitüsü gibi yapıların pedagojik formasyon sürecindeki rolünü ve müfredat gelişimini ele alan araştırmaları, Türkiye’de öğretmen yetiştirme tarihine dair önemli detaylar sunar.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecindeki eğitim kurumlarının sürekliliği ve kopuşları üzerine yoğunlaşan Erol Kömür ise, özellikle kurum tarihleri ve ortaöğretim kademesinin (idadiler, sultaniler ve liseler) tarihsel dönüşümünü mercek altına almıştır. Kömür’ün çalışmaları, imparatorluktan ulus-devlete geçişte eğitim müfredatının, okul kültürünün ve öğretmen profilinin nasıl modernleştiğini arşiv belgeleri ışığında ortaya koyar. Kurum tarihlerine getirdiği titiz yaklaşım, Cumhuriyet dönemindeki eğitim devrimlerinin bir gecede doğmadığını, arkasında dikkate değer bir tarihsel arka plan ve kurumsal birikim yattığını anlamamızı sağlar..

Güncel literatürde eğitim tarihçiliğinin dijitalleşmesi ve bir platform etrafında kurumsallaşması alanında öncülük eden Eyüp Cücük, kurucusu olduğu Türk Eğitim Tarihi Platformu ile araştırmacılar arasında bilimsel bir ağ oluşturmayı hedeflemiştir. Akademik çerçevede yürüttüğü Konu, Kaynak ve Metodoloji Bağlamında Türkiye’de “Eğitim Tarihi” Araştırma Alanı adlı TÜBİTAK destekli projesiyle, Türk eğitim tarihçiliğinin mevcut eğilimlerini, araştırma sorunlarını ve metodolojik eksikliklerini sistematik bir biçimde değerlendirerek alanın gelecekteki kuramsal gelişimine rehberlik etmeyi amaçlamaktadır.

Bağımsız araştırmacı İlhan Başgöz (Türkiye’nin Eğitim Çıkmazı ve Atatürk), kadın eğitim tarihi bağlamında Şefika Kurnaz (Cumhuriyet Döneminde Kadın Eğitimi) ve öğretmen yetiştirme politikaları özelinde ihtisaslaşan Cemil Öztürk (Türkiye’de Öğretmen Yetiştiren Kurumların Tarihi) gibi isimler, eğitim tarihçiliğinin tekil devlet anlatısından ziyade tematik, eleştirel ve sosyolojik alt dallara ayrılarak zenginleşmesini sağlamışlardır. Günümüz araştırmacıları, artık sadece yasal metinler ve bürokratik raporlar üzerinden değil; öğrencilerin anıları, sözlü tarih çalışmaları ve mikro-tarih okumaları üzerinden Cumhuriyet’in eğitim hafızasını çok sesli bir biçimde yeniden inşa etmektedir.